demilavato287
23 01 2013

Cody Simpson Röportajı

CosmaGirl:Merhaba Cody,nasılsın? Cody    Simpson:Merhaba!Çok iyiyim,sen nasılsın? CG:Teşekkürler,çok iyiyim.Neredesin? Avustralya'da mı yoksa    Amerika'da mı? C.S:Şu an   Los Angeles'tayım.Buarada harika bir hava var. C.G:Bu röportajı CosmaGirl     Türkiye için yapıyoruz.Merak ediyorum,Türkiye hakkında neler biliyorsun? C.S:Çok fazla bilgi sahibi değilim ancak orada beni çok seven fanlarım olduğunu biliyorum.Bu nedenle bu röportajı yapmaktan büyük heyecan duyuyorum. CG:Öncelikle yeni albümün    için seni tebrik etmek isterim.Uzun bir stüdyo  çalışmasının    ardından  yayınladığın 'Paradise'la ilgili olarak bize neler söylemek istersin? C.S:Evet,çok sıkı bir stüdyo çalışması  neticesinde bu albümü çıkardık.Çok büyük heyecan duyduğum,çok cool ve keyifli bir albüm oldu.Bunda hayranlarımın etkisi çok büyük. CG:Albümüne 'Paradise'    ismini koyma fikri nasıl oluştu? C.S:Bu ismi koyarken tabii ki ülkemden yani Avustralya'dan  ilham aldım.Sahilde geçirdiğim anların bunda çok etkisi var.  Kızları  da es geçmemek lazım tabii. CG:Her şarkı senin için çok özeldir ama albümünde seni en çok yansıtan şarkılar hangileri? C.S.: Bir şarkı söylemem gerekirse  bu kesinlikle 'Wish You Were Here' olur.Çünkü çok eğlenceli bir yaz şarkısı.Sevdiğin birini yanında istediğinde  dinlemek isteyeceğin türden bir şarkı.Bir de albüme adını veren 'Paradise' var    tabii ki! CG:Birlikte çalışmak istediğin  müzisye... Devamı

12 12 2012

Sessizlik Senfonisi

Sessizlik Senfonisi |  görsel 1

SESSİZLİK SENFONİSİ      Cehennem çukurlarından bile daha derinini keşfetmiştim. Halim, vazgeçmek gibi sınırlı bir terim ile açıklanamıyordu. Zaten vazgeçmiş de değildim; ama bu dinginlik eminim ki dışarıdan bakıldığında hiçbir şeye işaret etmiyordu. O zaman anlamıştım. İmtihana tabi tutulan yalnızca ben değildim. Benim sessizliğim yârin en çetrefilli imtihanıydı. Zira ben, onun gözünde konuşan, anlatan ve aşkın şatafatını dillendirendim. Şimdi ise sessizliğin sularında kol geziyordum ve yârim, sessizliğin dilinden anlamadığı sürece bu imtihandan geçemeyecekti. Tercihlerinin eşiğindeydi ve girdiği yol anlamamaktan yana oluyordu. Dünyanın âşıklara reva gördüğü zulmü, yar bana az görüyordu. Dünyalar başkalaşmıyordu. Ben, ona ait tüm dünyalardan çekiliyordum. Hatta el-etek çektiriliyordum. Yaptığım istemli değildi. Aşkın her zerreye nüfus etmesi gibi koşulsuz ve engelsizdi. Tüm bu el çektirme sırasında kalbime usulca sızdırılan ise; Hakkın bu olduğuydu. Hakk; yarsızlık değildi. Hakk, aşkın hakkını veremeyenin Hakk’sız bırakılmasıydı.      Yarsızdım; ama Hakk’sız değildim. Çok sonraları fark etmiştim ki; aslında yarsız da değildim. Kalbime mühürlenen ismin gerçekte bir hatırlatıcı ve yol gösterici olduğunu artık anlamıştım. Yine de ruhuma esintisiyle yön veren hüzün rüzgârlarının tek anımsattığı kalbimin yerinde duran o ateş parçasıydı. Üstelik kalbim, yârin ellerinde dağılıp gittiğinden bu yana ateş parçacıkları her hücremi rehin almıştı. Şimdi ben, aşkın ateşinin yaşayan temsiliydim ve temsili olsam da temsil ettiğim hakikat kadar yakıcıydım. Yanıyor olmakla yakıyor olmayı aynı anda taşımak gibi bir kaderdi benimki. Yanıyordum. Yanaydım. Yâri yakıyordum. ... Devamı